HPV Tipleri

HPV Tipleri

HPV Türleri 

 
 
HPV, zarfı olmayan, sferik protein kapside sahip ve çift sarmallı DNA taşıyan bir virüstür. Virüs cinsel yol ve temas ile bulaşma sağlar. Bulaşıcı ve yayılmacı eğilimleri vardır.  Virüs vücuda bulaştıktan sonra uzun süre  bulunmaya devam eder hiçbir belirti vermez.  Çok çeşitli  tipleri bulunan enfeksiyonun vücudu bulaştıktan sonraki sürecinde taşıyıcının immün sistemi HPV’nin birçok çeşidiyle mücadele eder ve kişi  virüsün farkına varılmadan yok edilmesini sağlar. 
 
İnsan papilloma virüsü (HPV)  papillomaviridae ailesinde yer almaktadır. Paillomaviridae ailesinde 12 cins bulunur. Alfa, beta, gamma mu ve nu cinsleri ile bunlardan farklı olarak hayvan papilloma virüsleri oluşturan  yedi cinsi içermektedir. Birincisi; Alfa papilloma cinsi, en büyük gruptur ve bu grupta mukozayı enfekte eden tipler ile deride yoğun şekilde siğillere neden olan kutanöz tipler yer almaktadır.  HPV’ler antijenin yapılarından dolayı daha çok DNA yapısına göre sınıflandırıldığından seootipler yerine, genotipler olarak ve keşfedildikleri sıraya göre numaralandırılmaktadırlar.
 
  Günümüzde 100’den fazla HPV tipi tanımlanmıştır. Bu sınıflandırılma yapılırken dikkat edilen unsurlar tür orijini ve DNA hibridizasyonuyla tespit edilen viral genomlar arasındaki homolojinin derecesi önemlidir. DNA sekanslarına göre papilloma  virüslerin filogenetik sınıflandırılması yapılmıştır. Birbirinden en uzak tiplerin dahi arasında % 40 benzerlik  saptanmıştır.  İnsan papilloma virüsü tipleri klinik olarak üç kategoriye ayrılır.  Kanser açısından en düşük riskli  HPV’ler (6,11, 40,42,43,44,54,55 ve 62) , olası yüksek riskli HPV’ler (26,53 ve 66)  ve yüksek riskli HPV’ler (16,18,31,33,35,39,45,51,56,58,59,68,73 ve 82)  olarak gruplandırılmıştır 
 

HPV Enfeksiyonunda Bulașma 

 
İnsan papilloma virüsü birçok farklı şekilde bulaşma sağlamaktadır. Kontamine (kirli) yüzeylerden, ciltteki lezyonlardan ve doğum kanalından olmak üzere direkt veya indirekt olarak bulaşma olmaktadır. En önemli bulaş şekli cinsel birliktelik ve temastır.  Şiddetli enfeksiyonlar için, cinsel aktivite esnasında skuamöz ya da mukozal epiteldeki aşınmalar veya hasarlarla bazal hücrelere doğru HPV’nin ulaşması gerekmektedir. Yapılan çalışmalarda seksüel aktif kadınların %75’inde HPV varlığı görülmektedir.. Ayrıca genital HPV enfeksiyonu geçiren bireylerin eşlerinde de %60-66 oranında ortalama 3 ay gibi bir süre sonrasında genital HPV lezyonları görülmektedir.
 
Seksüel birliktelikte bulaşmada en önemli faktörler cinsel eş sayısı ve enfeksiyonun alındığı yaştır. Özellikle ilk cinsel ilişki yaşının erken olması, HPV enfeksiyonu alınmasında ve daha sonra gelişecek malign lezyonlar açısından oldukça önemlidir. Tüm bu bilgilerin yanı sıra, serviks (rahim ağzı) enfeksiyonunda genellikle cinsel ilişkinin gerekli olduğu düşünülür, ancak HPV anogenital bölgeleri de enfekte edebilir. Ayrıca, HPV’nin cinsel ilişki olmaksızın indirekt bulaş ile kontamine (kirli) yüzeylerden (havlu v.s.) ve deriden deriye temasla da bulaşabileceği bilinmektedir. Nadir görülen bir durum olarak da, anneden bebeğe doğum kanalıyla fetal olabilen rekkürent solunum papillomatozis (recurrent respiratory papaillomatosis, RRP) bulaşı olabilmektedir. Bazı çalışmalarda servikal HPV taşıyan kadınlardan doğan çocukların %4–87 oranında HPV DNA pozitifliği belirlenmiştir.
 
Sonuç olarak, serviks kanseri için majör etken olarak kabul edilen HPV bulaşının tanısı günümüzde oldukça önemlidir. Serviks kanseri, “önlenebilir” bir kanser tipi olması sebebiyle diğer kanser türle- rinden ayırt edilebilmektedir. Bu nedenle HPV ile ilişkili enfeksiyonlarda özellikle tarama, erken teşhis ve erken tedavi önem kazanmaktadır. Aşı çalışmaları hakkında halkın bilinçlendirilmesi çeşitli yöntemlerle HPV açısından pozitif bulunan hastaların, belli bir sistem içerisinde takiplerinin yapılması ve yönlendirilmesi önemlidir. 
 
Genital siğil tedavisi edilirken  detaylı bir işlem uygulanmalıdır.  Göz ile görülemeyen yerlerde  lezyonlara varı olabilir. Uygulanan lazer tedavisi sonucu en derin gizli bölgelere kadar ışın verilir ve böylece en küçük semptomlardan kurtulabilirsiniz.  Ki işlem sırasında gözden kaçan bir lezyon kalır ise siğil tekrardan çoğalarak ortaya çıkar. Tedavi ameliyathane ortamında yoğun ışıklar altında uygulandığı sürece en küçük oluşumlara müdahale edilir. Bu sayede genital siğilin tekrar etme olasılığı ortadan kaldırılmış olur. 
 
 


Randevu ve Bilgi İçin 7/24 Çağrı Merkezimizi Arayın 444 8 623